4 Kasım 2013 Pazartesi

Ne Me Quitte Pas!

http://www.youtube.com/v/XIuyclDnZN0?autohide=1&version=3&showinfo=1&attribution_tag=hEE52qim8leoco7kbkq28g&autohide=1&feature=share&autoplay=1

10 Eylül 2013 Salı

Beni tanıyan veya tanıdığını zanneden herkese;

Ben içe kapanık ve sizlerle ilgisiz bir insanım. Başka insanların hayatları, ne yapıyor oldukları, benim hiç mi hiç ilgimi çekmiyor. Böyle zamanlarda çok fazla sessiz olurum, çünkü kendimi zorlasam bile ilgilenmediğim şeyler hakkında konuşamıyorum. Beni ne soğuk biri ne de üzgün biri olarak görmelisiniz. Ben sadece bazen yalnız hissediyorum. Bu durum yanlış yerde, yanlış zamanda olduğumdan kaynaklanıyor olabilir. Sizlerden ricam bana tavsiye, nasihat gibi şeyler vermeyin. Teselli, hiç etmeyin. İhtiyacım yok. Aslına bakarsanız sizlere de ihtiyacım yok. Böyle deyince gururlu olmuş mu oluyorum? Hayır! Ben sadece, beni yoran herşeyden uzak durmak istiyorum. Yormak demişken; beni nelerin yorduğunu biliyor musunuz? Kendimde olmayan, sizde bulunan herşey. Normal şartlarda herhangi birinde bu durum başka etkiler meydana getirir; hayranlık veya küçümseme, imrenme duygusu veya alay, hoşgörü veya yargılama. Belki de ben artık herhangi bir duygulanmayı bile kaldıramayacak kadar yorgunum. 

Sözümü bitirirken şunları da söylemeden edemeyeceğim. Ben dengesiz bir ruh haline sahip olduğumdan her halime alışmayı bilmelisiniz. Yeni bir yüzümü gördüğünüzde şaşırmayın ve şaşkınlığınızı belli etmeyin. Çünkü, sizin geri bildirimlerinizden ve hakkımdaki görüşlerinizden nefret ediyorum. Bazense hiç umrumda olmuyor. Hepinizin ne hali varsa görmeniz dileğiyle. Saygılarımı sunarım.

Not: Tüm söylediklerimden ailemi ve yanında gerçekten mutlu olduğum herkesi muaf tutarım.

7 Eylül 2013 Cumartesi

Ben intörn oldum.

Çocuk hastalıkları stajının 1. ayını geride bıraktık. Şimdiye kadar öyle çok pratik yaptım ki. Bazı konularda uzmanlaştım diyebilirim. Örneğin, yazıcıdan tetkik basmasını, çıkan tetkikleri tek tek hasta dosyalarına işlemeyi çok iyi biliyorum. Tüm bunları 30 saniyede yapabilecek kadar uzmanlaştım. Örnek vereyim; bir hasta dosyası açarken, bir pembe kap alıyoruz, içine numara sırasına göre kağıtları yerleştiriyoruz. 1'den 18'e kadar. Saymasını ilkokula başlamadan öğrenmiştik zaten, yani çok kolay. Daha sonra delik açan aletle ortadan deliyoruz. Göz kararı ortalayamazsak, kağıtları ikiye katlayarak da delebiliriz. Bunu da kıdemli doktorum öğretti. Arada 21. yüzyılda olduğumuza şaşmıyor değilim; çok fazla kağıt var!
Neyse, sadede gelelim. Benim öğrendiklerim bunlarla sınırlı değil. Dedim ya, bu 1 ayda oldukça pratik yapma şansım oldu diye. Ayrıca ben hemogram sırasını da ezbere sayabilirim; WBC, HB, HCT, MCV, MCH, MCHC... Bu işlerden kaçan bazı intörn arkadaşlarım da var. Onlar kesinlikle iyi doktor olamayacaklar. Tüm bunların bize kesinlikle bir faydası var, sizce de öyle değil mi?
Neyse ne diyordum? İnsan bedenen yorgun olunca zihnen de yorgun oluyor tabi, normaldir dikkatimin dağılması. Lütfen beni mazur görün! Bizim daha çook çalışmamız lazım. Çünkü doktor olacağız. Çünkü hayat kurtaracağız. Çünkü biz, hasta dosyası açarak, epikriz yazarak, poliklinik ve servis arası mekik dokuyarak, bir meşgul doktor ve başka bir meşgul doktor arasında ulak görevi görerek, öyle çok şey öğreniyoruz ki. Bu zamanlarda kulağımıza çalınan bir kaç tıbbi kelime, bir kaç tanı ve bir kaç ilaç ismi ile eminim bir çok hastalığın ayırıcı tanısını yapacak ve TUS'ta birçok dersanenin asla üstesinden gelemeyeceği bir eğitimle, büyük başarılara imza atacağız. Bazen, arada, çok nadiren, bize verilen görevlere isyan ediyoruz ya hani, işte bizi bu yüzden de affedin! Elbette ki intörnlükte aldığımız bu pırlanta gibi eğitimi düşünerek bu isyankarlığımıza da bir son vermeli, öğretim görevlilerimize, asistanlarımıza hatta ve hatta hemşirelerimize minnettar kalmalıyız.
Haa bu arada, biz de doktor olacaktık değil mi? Hani bazen vizitlerde sorduğunuz sorulara, sadece boş bakışlarla karşılık veriyoruz ya, işte onun sebebi de bazen kendimizi doktor olacak gibi hissetmeyişimizden. Pek bağdaştıramıyoruz gün boyu yaptığımız işlerle, doktorculuğu. Bu yüzden kafamız karışıyor olabilir. Hani maaşa (!) bağlandık ya, kendimizi hastane çalışanı olarak görüyor olabiliriz. İşte bu yüzden bize pat diye nefrotik sendrom tanı kriterlerini sormayın veya bize doktor olduğumuzu bilemediğimiz soruların ardından hatırlatmayın, hayal kırıklığı dolu bir yüzle; "Sizler doktor olacaksınız!" Keşke bunu daha farklı bir biçimde hissettirseniz. Keşke teşvik etseniz. Keşke herşeyden bu kadar soğumamıza fırsat vermeseniz. Keşke bizi kollasanız. Keşke bizleri tembel öğrenciler olarak değil de yorulabilen, unutabilen veya en önemlisi şevki kırılan öğrencileriniz olarak görebilseniz, keşke bir şeyleri değiştirebilseniz, yardım edebilseniz. Keşke bizleri hoşgörebilseniz ve keşke özeleştiri yapabilseniz. Özür dilerim. Ben böyle hissediyorum, hislerime engel olamam. Bunları söyledim diye intörnlüğüm uzamaz değil mi?

Yazan: İsmin bir önemi yok. İntörnüm ben.